Duyuru

+20 üye toplayıp +20 mesajları olanlara +60rep ve moderatorluk!
 
AnasayfaPortalSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kainatın sırlarını arayan 6 deney

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Berkay
Banlı İnsanlık!
Banlı İnsanlık!


Mesaj Sayısı : 452
Rep :
1 / 1001 / 100

Kayıt tarihi : 12/09/08

MesajKonu: Kainatın sırlarını arayan 6 deney   Cuma 12 Eyl. - 23:21

ikkat bu konu uzundur önceden söyleyim Smile İlgimi çeken deneylerde bazı yerlerin altını çizdim hızlı okumak isteyenler için. Konu bana ait değil alıntı.

Kainatın sırlarını arayan 6 deney

Mavi beyin projesi, Yeryüzünün yaşını hesaplama projesi, Ekili orman projesi, Karamaddeyi yakalama deneyi, Denizlerde nüfus sayımı ve yapay yaşam deneyleri...

Dünyanın en önemli 6 deneyi

Bilim dergisi Discover Aralık 2007 sayısında dünyanın en önemli 6 deneyimini açıklıyor. Bilimsel çalışmalara yön veren bu deneyler şunlar:

* İnsan beyninin çalışma şeklini taklit eden bilgisayar modeli

* Yeryüzü`ndeki yaşamın tarihini belirlemeye yarayan sistematik yeni bir yöntem

* Ekosistemi korumak için geliştirilmiş yepyeni bir plan

* Kara maddeyi yakalamaya yarayan dedektör

* Tüm denizlerde yaşayan yaratıkların envanterini çıkartmaya yarayan sayım sistemi

* Genomlara müdahale edilerek sıfırdan yaşam yaratmaya yarayan yöntem

MAVİ BEYİN PROJESİ

Bilim adamları anlaşılması en güç bilimsel kavramlara çözüm getirmek için bilgisayar modellerinden yararlanır. Evrenin kökeni, atomların davranış şekilleri ve dünyada iklimin geleceği bu kavramların başında geliyor. Son günlerde üzerinde en fazla konuşulan deney insan beyninin işleyişi ile ilgili bir bilgisayar modeli üzerindeki çalışmalar. İsviçre, Lozan`daki Ecole Polytechnique Federale`deki Beyin Akıl Enstitüsü`nden sinirbilimci Henry Markham , son 15 yılını canlı fare beynindeki hücrelerin haritasını çıkartma ayırdı. Sonuçta nöron bazında beyin simülasyonunu yarattı. IBM`den aldığı destekle, 100 milyar nörona sahip sanal bir insan beyni yaratmayı umut eden Markham, 2015 yılına kadar bu beyni çalıştırmayı planlıyor. Projeye Blue Brain adı verilmesinin nedeni IBM`in takma adının Big Blue olması.

Bilim adamları şimdilik, belleğin çalışması veya beyin hastalıkları gibi beynin işleyiş tarzını henüz tam anlamıyla kavramış değil. Markham`ın modeli elektronik olarak gerçek bir beynin biyolojik davranışlarını yansıtacak. Model ayrıca, sıra dışı fizyolojileri araştırmak için esnek bir yapıya sahip olacak. Elde edilecek veriler daha sonra bilgisayar görüntüleri üzerinden yorumlanacak.

IBM, bu kadar çok sayıda veriyi işleyebilmek için yalnızca bu deneye özel bir süperbilgisayar geliştirdi. Saniyede 22 trilyon operasyonu işleyebilecek kapasitede olan bu bilgisayardan yararlanan Markham, "neokortikal kolon" modeli yaratmayı başardı. "Beynin mikrodevresini üretmeyi başardık" diye konuşan Markham, "Bundan sonra yapacağımız tek şey bu modelin ölçeğini büyütmek" diyor.

Blue Brain ekibi başarılı olursa, bilim adamları ilk kez insan beyninin anlamlı fiziksel bir modeline sahip olacaklar. Bu aşamada şu soruya yanıt aranacak: "Beynin tüm işlevlerine sahip sanal bir beyin kendi düşüncelerini yaratacak yeteneğe sahip olabilecek mi?". Markham bu konuda henüz kesin bir şey söyleyemiyor. Ancak Blue Brain`in kendi kararlarını vermesini bekliyor. Bunun da "bilinç"in yaratılması anlamına geldiğine işaret eden Markham, "Tüm beyni inşa ettiğimiz zaman, eğer bilinç ortaya çıkarsa, bilinci sistematik olarak inceleme şansını elde edeceğiz" diyor.

YERYÜZÜ`NÜN YAŞINI

HESAPLAMA PROJESİ

Yaklaşık 250 milyon yıl önce Yeryüzü`ndeki yaşamın %90`ı olağanüstü bir duruma bağlı olarak yok oldu. Bu büyük yok oluşa Permian-Triassic adı verilir. Aynı dönemlerde St.Helens Yanardağı`ndan milyonlarca kez daha büyük yanardağlar patladı. Bu patlamaların sonucunda devasa boyutta toz ve gaz bulutları gökyüzünü kaplarken, karada milyonlarca karelik bir alan lavların altında kaldı. Bu kütlesel yok oluşa yanardağ patlamaları mı neden olmuştu? Bu sorunun yanıtı hangi olayın daha önce meydana geldiğine ve ne kadar sürdüğüne bağlı olarak değişir. Bilim adamları şimdilik bunun yanıtını bilemiyor.

Berkeley Jeokronoloji Merkezi`nden Paul Renne , Yeryüzü`nün yaşı ile ilgili tüm büyük sorularda benzer sorunlar yaşadıklarını söylüyor: "Nedensellik ile ilgili tartışmalar çoğunlukla zamana bağlıdır". İşte bu nedenle dünyanın dört bir yanında bilim adamları "Earthtime" adı verilen projeye katıldı. Bu 10 yıllık projenin amacı zamanın derinliklerini ölçmek için bilim adamlarının tekniklerini geliştirerek geçmişteki olayların dizilimini saptamak. Projeyi M.I.T.`deki jeolojik zaman uzmanı Sam Bowring ve Amerikan Doğa Tarihi Müzesi`nden paleontolog Douglas Erwin başlattı. Bowring, Yeryüzü`nün tarihini ölçmeye yarayan araç ve yöntemlerin sınırlarını zorlayacaklarını söylüyor.

Son 10 yıldır bu araçlar şaşırtıcı derecede hassaslaştı ve kesin sonuç vermeye başladı. Örneğin izotopların görece miktarını ölçen radyoizotop ölçüm tekniği 1970`lerden bu yana büyük gelişme kaydetti. 1070`lerde bilim adamları bu teknik yardımıyla 100 milyon yaşındaki kayaların yaşını birkaç milyon yıl hata payı ile tespit edebiliyorlardı. Bugün Bowring ve diğerleri bu payı 100.000 yıla indirmiş durumdalar.

Ancak bilim adamları, hassas ölçüm yapmalarının önündeki bazı engelleri kaldırmaya öncelik tanımak zorundalar, çünkü aynı ölçüm tekniklerini kullanan farklı laboratuvarlar, az da olsa farklı malzeme ve yöntemlerden yararlanıyorlar. Bu da farklı sonuçlara yol açıyor. Ölçülecek zaman dilimi çok eskilere uzanıyorsa, bunun pek bir önemi olmaz. Ancak artık bilim daha hassas bir evreye girdiği için deneysel hatalara bağlı olarak ortaya çıkan küçük tutarsızlıklar çok farklı sonuçlar doğurabiliyor.

Ancak sorunlar bununla sınırlı değil. Milyonlarca yıl önce yaşamış canlıların yaşını hesaplamakta kullanılan radyoizotop yönteminde bir grup bilim adamı uranyum kullanırken, bir diğer grup potasyum kullanıyor. Ayrıca yaş ölçümünde tamamen farklı yöntemlerden de yararlanılıyor. Bazı bilim adamları fosil kayıtlarını okurken, başkaları düzenli astronomik döngülerini incelerler. Ancak bugüne dek kimse bu farklı yöntemlerden elde edilen sonuçların uyumlu olup olmadığını kontrol etmeyi akıl etmedi. Bu, herkesin kendi saatine bakıp, farklı bir saat okumasına benziyor. Earthtime Projesi işte burada devreye giriyor ve bilim adamlarının kullandığı tüm "saatleri" senkronize ediyor. Bunun için Bowring ve ekibi, ölçüm yapan laboratuarlara standartlar (yaşları bilinen kaya örnekleri) adını verdikleri referans malzemeleri ve (bileşimleri bilinen az miktarda izotoplar) ve ölçüm araçları gönderdiler. Bugüne dek laboratuarlar farklı standartlar ve ölçüm araçları kullanıyorlardı . Bowring bu şekilde herkesin yarışa aynı noktadan başlamasını sağlayarak laboratuarlar arasındaki farkların giderileceğini düşünüyor.

EKİLİ

ORMAN PROJESİ

Güneydoğu Asya`nın Borneo adasında, ormancılar, çevreci biyologlar ve adanın yerli halkı toprağın kullanımı ile ilgili yeni bir modeli test etmek için bir araya geldi. Bu proje başarıya ulaşırsa herkese pastadan bir dilim düşecek ve bu proje dünyadaki tüm tropikal bölgelerde uygulanacak. "Planted Forests Project" adı verilen bu projenin amacı, bir yandan biyolojik çeşitliliği korurken, diğer taraftan yerel halkın topraktan ekonomik yarar sağlamasının yolunu açmak.

Malezya`da Sarawak eyalet yönetimi, projenin bütün bu amaçlara -ekonomik gelişme, vahşi doğanın korunması ve yerel halkın toprağa sahip olması- ulaşması için desteklemeye karar verdi. 1.900 kilometre karelik bir alan, ekili orman arazisi olarak ayrıldı. Toprağın yaklaşık yarısına akasya ağacı ekildi. Bu ağaç çok hızlı büyür ve kerestesi kağıtçılıkta kullanılır. Bölgenin %30`u ise koruma altına alındı. Yerli halk da geride kalan bölgede yaşamaya devam ediyor.

Malezya hükümeti hesabına çalışan biyolog Robert Stuebing , bu bölgede bazı toprakların kereste plantasyonuna ayrıldığını, kendi doğal haline bırakılan toprakların yerel bitki ve hayvan yaşamı için park vazifesi göreceğini belirtiyor. Orman Bakanlığı`na bağlı görevliler ve kerestecilerle birlikte çalışan Stuebing, orman koruma alanları arasında koridorlar açmış; böylece hayvanların bölgeler arasında dolaşabilmesini sağlamış.

Stuebing önceliği orman bölgesindeki canlıların envanterinin çıkartılmasına veriyor . Bilim adamları ormandaki yerel hayvan ve bitki envanterini oluşturmak için kolları sıvamış durumda. Orman Bakanlığı yetkilileri tüm türleri tek tek işliyor. Daha önce gözden kaçan hayvan türleri tek tek işlenmiş. Araştırmacılar bugüne dek bölgede dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen 18 sümüklüböcek türü keşfetmiş.

Bu deney, insanların hayatını ormanlardan kazandığı bölgelerde, vahşi yaşamı koruma projesiyle, insanın yaşamını sürdürme faaliyetlerinin birlikte sürdürülebileceğini göstermesi açısından tüm dünyaya örnek oluşturuyor. Stuebing, "Planted Forest Projesi sürdürülebilir gibi görünüyor ve biyolojik olarak da tüm canlılara yarar sağlayacak" diyor.

Stuebing`in haklı olması durumunda dünyanın dört bir yanındaki bölgesel kalkınma uzmanları, vahşi doğa ve insan arasındaki dengeyi korumak adına bu stratejiyi başka yerlerde de uygulamayı düşünüyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Kainatın sırlarını arayan 6 deney
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Duyuru :: Konu Dışı :: Serbest Kürsü-
Buraya geçin: